Ön səhifə » 2010 » Mart » 10 » Prof. Dr. Unvanlı Hainin Söylediklerine Cevap!
Prof. Dr. Unvanlı Hainin Söylediklerine Cevap!
18:01
ZAUR BAYRAMLI
Türkiye’de bir Prof. Dr. var.( şurada maalesef demeden geçemeyeceğim) Adına baskın oran derler.
(Önemli Not: Bu zatın isim-soyadının küçük harflerle yazılmasını değerli okuyucularımız yazım hatası olarak değerlendirmesinler lütfen. Bu adamın (?) ad-soyadı tarafımdan bilinçli bir şekilde küçük harflerle yazılmıştır. Çünkü saygıyı hak etmeyenlerin ad-soyadlarını büyük harflerle yazmaya kalksak, adı BÜYÜK harflerle yazılanlara karşı haksızlık etmiş oluruz )
Bu baskın oran denen zat bu beğenmediği, sevmediği, ağzını her açtığında haksız ve ağır bir şekilde eleştirdiği memlekette – Türk’lerin Vatanı olan Türkiye Cumhuriyeti’nde kendi karakteri ile ters mütenasip olan şerefli bir unvana- Prof. Dr unvanına sahip olma mertebesine ulaşmıştır. Acaba bu oran efendi başka bir ülkede yaşasaydı ve o ülkenin sahibi olan süperetnosa karşı şimdi Türk’lere karşı sergilemiş olduğu tutumu sergileseydi, bugünkü mertebesine yüksele bilir miydi?
Mesela, Fransa’da yaşasaydı ve Fransızlar Cezayirlilere karşı soykırım yapmışlar deseydi, ABD’de yaşasaydı ve Amerikanlar ( Anglosaksonlar ) Kızılderililere karşı soykırım yapmışlar deseydi onu Prof. Dr. yaparlar mıydı? Asla! Bırakın her hangi bir rütbe ve makama erişmesine olanak sağlamayı, beş koyunu güdecek bir çoban olmasına bile müsaide etmezlerdi. Demek ki, hata bizim bu kadar hoşgörülü olmamızda ki, başkalarının memleketlerinde çoban bile olamayacak yaratıkların eğitimimiz başta olmakla, bir çok önemli ve stratejik alanlarda söz sahibi olacak noktalara gelmelerine imkan sağlıyoruz veya en azından göz yumuyoruz.
Devletin olanaklarından en iyi bir şekilde faydalanan kendini bilmez bu şahıs geçtiğimiz günlerde Balçiçek Pamir’in " Söz sende” programında yine kendi boynuna biçilmiş misyonu yerine getirmek üzere iş başındaydı. Geçen yıl ermenilerden ( Not: bu kelimenin de küçük harfle yazılması yazım hatası değildir.) özür dileme adında ihanet ve ufunet kokan bir kampanyanın başını çekenlerden biri olmasıyla ve PKK’lı teröristlerle şerefli Türk askerini aynı kefeye koymasıyla akıllarda kalan baskın oran bu defa da Azerbaycan’a karşı gözünü yumup ağzını açmaktaydı…
"Prof” Amerikan Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin kararına Azerbaycan’ın suskun kaldığını iddia ediyor ve Azerbaycan lobisini bu konuda Türkiye’ye destek vermemekle suçluyor.
Baskın efendinin bu iddialarının da her zaman söyledikleri gibi yalan olduğunu görmek için ister Azerbaycan Milli Meclisinin 05 Mart tarihli, Amerikan Temsilciler Meclisine gönderilmiş olan çok sert bir dilde yazılmış müracaatına, ister Azerbaycan’ın devlet resmileri tarafından, isterse de iktidarlı-muhalefetli tüm partiler tarafından verilmiş olan beyanatlara, isterse de Cumhurbaşkanı’nın bu yöndeki açıklamalarına bakmak yeterlidir.
Karardan bu güne kadar geçen süre zarfında Bakü’deki ABD Büyükelçiliği önünde yapılmış olan protestolardan habersiz olmak prof. unvanlı çobanların cahilliğinin mi göstergesidir, yoksa garezinin mi, bu da cevabı açık sorulardandır…
Programda her zamanki gibi ermenilerin safında yer alarak gelinen süreçte ermenistanın sıfır, Türkiye Cumhuriyeti’nin ise bin beş yüz hata yaptığını söyleyecek kadar yaşadığı ülkeye karşı kin ve nefret besleyen bu yürüyen ihanet mücessemesi nedense geçen sene Azerbaycan’da bir Türk camisinin kapatıldığını hatırlamak ihtiyacı hissetti. Burada sormadan geçemeyeceğim: Bakü’de sebebi belli olmayan nedenlerle geçici olarak kapatılan caminin konusunu dile getiriyorsun da, Karabağ topraklarında – Şuşa şehrinde, Ağdam şehrinde ve diğer Azerbaycan-Türk topraklarında ermeniler tarafından yıkılmış, yerle bir edilmiş camilerden, çok sevdiğin o ermeni kardeşlerinin içinde domuz besledikleri camilerden niye bahsetmiyorsun?
1915’de millet Çanakkale’de varoluş mücadelesi verirken kız-gelinlere, çocuklara saldıranların göç ettirilmelerine soykırım diyorsun da, daha dün Hocalı başta olmak üzere Karabağ’da ve Azerbaycan’ın diğer bölgelerinde hunharca katledilen on binlerce masum insanın trajedisine neden soykırım demiyorsun?
Yalan-palan dolu bir masal için ermenilerden özür diliyorsun da, o çok sevdiğin ermenilerin terör örgütü ASALA’nın şehit ettiği şerefli Türk diplomatlarının ruhlarından özür dilemek hiç akınla gelmedi mi? Gelmez! Gelse bile dileyemezsin! Çünkü içindeki hain ruh buna müsaide etmez!
Bu unvanlı hainlerin derdi ezilen, haksızlığa maruz kalan insanları ve toplumları savunmak değildir. Öyle olsaydı Doğu Türkistan’da, Karabağ’da, Kerkük’te, Telafer’de, Güney Azerbaycan’da, Balkanlar’da ve dünyanın çeşitli yerlerindeki soydaşlarımız katledildiği, haksızlığa tabi tutulduğu zaman da sesleri duyulurdu.
Bunların misyonları Türk düşmanlarının yalanları ile depolarını doldurarak Türklüğe karşı politikalar yürütmekle kendi mevcudiyetlerini muhafaza etmektir.
Anlaşılan, senin gibi "baskın profesör”lerimiz oldukça daha çok baskınlara ve baskılara maruz kalacağız…